Frig Vadileri Bisiklet Turu

Frig Vadisi; Eskişehir, Afyon ve Kütahya il sınırları içinde kalan antik döneme ait bir bölge. Unlimited Academy’nin düzenlediği“Frig Vadileri Bisiklet Turu” etkinliği  ile bu bölgenin bir kısmını bisikletlerimiz ile gezme fırsatı buluyoruz.

Harita www.frigyolu.com

M.ö. 1200’lerde Trakya ve boğazlar üzerinden Anadolu’da Frigya adı verilen topraklara yerleşen Frigler, tıpkı Kapodakya’daki gibi kendilerini saldırılardan korumak için kayaları oyarak, yaşam alanları oluşturmuşlar. Milli park kapsamında korunan bu alan trekking ve bisiklet rotası olarak işaretlenmiş durumda. Bu harika rotaların keşfedilmesi, işaretlenmesi için büyük çaba harcayan Hüseyin Sarı ve ekibinin hazırladığı Frig Yolu,rota planlarken başvuracağınız kaynaklar arasında. Bizim rota ise organizasyonu düzenleyen harika ekip tarafından önceden belirlenmişti zaten.

Maceramız, cuma okuldan çıkıp bisikletleri aracımızın arkasına yükledikten sonra başlıyor.Önce Kütahya’daki dost muhabbetine katılıyoruz. Bakır kapta, Antep usulü bol köpüklü ayran ve Aşık Mehmet’in türküleriyle can buluyor ve tekrar yola koyuluyoruz.

Macera başlıyor.

                               Türküler ve aşık

Gece yarısı vardığımız Afyon’da turun sponsorlarından olan NG Hotel’e yerleşiyoruz.Sabah, kahvaltının ardından aracımızla kamp alanı olan Ayazini’ne varıyoruz. Binlerce yıl önce insanların sığındığı, kayalara oyulmuş dev mağaralarda bisikletlilerin kurduğu rengarenk çadırlar karşılıyor bizi. Nereye bakacağımızı şaşırdığımız manzara eşliğinde bisikletlerimizi hazırlarken,Tibet’te  bir sinema salonunda, geçmişe ait bir filmi izler gibi kuruluyor koltuğuna ve seyrediyor etrafı kulağındaki müzik eşliğinde.

Sinema koltuğu:)

Ayazini kasabasının bulunduğu alan,  Frigler’in en yoğun olarak yaşadığı bölgelerden. Bölgede kayalara oyulmuş kiliseler, yerleşim yerleri ve  kaya anıtlar gibi pek çok tarihi değer mevcut. Kasabanın biraz dışındaki kamp kurduğumuz alanda, Roma dönemine ait kaya mezarlarından biri olan Bizans Kaya Kilisesi de bulunmakta.Tüf kayalıkların içine oyulmuş kiliseler Frigler, Bizanslılar ve Romalılar’dan günümüze kadar ulaşmış.Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelmiş dostlarla sohbetin ardından yola düşme vakti geliyor. Frig Vadisi Bisiklet Turu başlıyor. Geçtiğimiz ilk köyde, kayalara güvenle sırtını yaslamış duran köy evleri  ve bağa bahçeye gitmek üzere kazmalarını omuzlarına vurmuş köylüler karşılıyor bizi. Çocuklar el sallıyorlar kapı önlerinden pencerelerden. Kuzumun weehoosunun yanında koşuyor hatta birkaçı. Koca bir kafile selam vererek geçiyoruz yanlarından.

Köy çıkışı

Köyün hemen çıkışındaki kaya oluşumların arasında yaptığımız hafif bir tırmanışın ardından gördüğümüz manzara bizi büyülüyor yine.

Tepelere yayılmış koyun sürülerinin yanından, koca sürü köpeklerinin rahatını bozmadan ilerlemeye çalışıyoruz. Çoban çok uzaktan el ediyor  “Hoşgeldiniz, sefalar getirdiniz.” dercesine. Bu topraklara niye daha önce gelmedik diye iç geçiriyoruz, daha turun ilk saatlerinde. Tibet, gözlüyor, soruyor kendince yorumluyor kaya oluşumlarını.

Bölgenin tarihini ve onun seveceği kahramanları, harmanlayıp masal gibi anlatıyoruz  Frigler’i yol boyunca. Bir köyün  çıkışında gördüğümüz ağıldan bir oğlak kapıp geliyor hemen sahibi. Öpüp kokluyoruz sırayla, ürkek yavruyu.

Kolay gele deyip kafileye yetişiyoruz ama bu seferde toprak fırına ekmek atan teyzemle lafa dalıyorum.

Sazak Köyü’nü geride bırakırken gördüğümüz geniş arazilerin büyük kısmına tütün ekili. Çapa yapan pek çok çiftçi ile selamlaşıyoruz. “Yardıma gelelim mi?” diye sesleniyorum uzaktan. Gülüyorlar hepsi birden. Bisiklet böyledir, kimseyle aranıza duvar örmez. Duyarlar, görürler ve severler sizi her kim olursanız olun.

 Tütün çapası yapan teyzeler.

Üçlerkayası Köyü mevkiinde , 7. yüzyılda yapıldığı sanılan Aslankaya’da rotamız üzerinde. Kibela’yı koruyan aslanların resmedildiği Aslankaya, büyük  bir kayaya karşılıklı iki sfenks (insan başlı, kanatlı aslan) işlenmiş üçgen çatılı bir tapınak cephesidir. Ekipten arkadaşların verdiği güzel bilgileri dinleyip, ikram edilen lokumları da yedikten sonra kafile yine düşüyor yola. Yanıbaşımızda küçük derelerin aktığı, çamların kozalaklarının yolumuzu süslediği dağ yollarından ilerleyerek günü tamamlayıp kamp yeri olan Ayazini’ne varıyoruz gün batarken.

Her zaman bisiklet sizi taşımaz:)

Kuzum, temiz hava ve manzaranın verdiği huzurla uyuyakalıyor weehoosunda.Gece ateş başı sohbetlerine Minik Gezgin’in maceraları eşlik ediyor. Yola, yolculuğa, rotalara ve uzun yol turculuğuna  dair merak edilenleri cevaplıyoruz.Sabahı iple çektiğimiz bir gece geçiriyoruz ardından.

Güneş gözlüklü uykucu.

Pazar günü ise önceki günden daha şahane bir rotaya doğru yol alıyoruz.  Avdalaz Kalesi karşılıyor bizi sabahın ilk saatlerinde. Bizans döneminde yerleşim yeri olarak kullanılan,çok katlı ve çok odalı bir yapıya sahip olan bu kaleye tırmanmadan olmaz elbet. Sırayla dizildiğimiz taş merdivenlerden, odadan odaya geçerek zirveye ulaşıyoruz ve gördüğümüz manzara inanılmaz. Ekipçe verilen uzun bir fotoğraf molasından sonra vedalaşıyoruz kaleyle.

Avdalaz Kalesi çıkışı

Bu bölgelerin tamamı köylere yakın konumda ve tabelalarla işaretlenmiş durumda olduklarından hem araçla, hem de bizim gibi bisikletlerle kolayca ulaşılabilir.

Kral Midas’ın Anadolu’da yaşadığı toprakları ve hatta geçtiği taş yolları bisikletlerimizle aşmanın verdiği mutluluk var tüm herkesin yüzünde. Özellikle Seydiler çevresi ile Kapadokya’ya çok benzeyen bu coğrafyada yol almak, mutlaka yapılması gerekenler arasında bizce. Her an o kadar kıymetli ki bu vadide, biz kafileden gerilerde kalıyoruz, tüm buraların sihrine kapılıp.

Dostumuz Ali Cem Aktaş’ın güzel ekibindeki Aykut, Sercan, Seval ve Neslihan  yalnız bırakmıyor bizi hiç. Önümüzde deryar oluyorlar sırayla ve biz arkalarında basıyoruz pedallara. Afyon’a yaklaşırken yağmur da bastırıyor ki, o da ekibin şenliği oluyor. Önümüzde pedallayan çiftin bağırarak şarkı söylediğini duyuyoruz ve yetişip biz de eşlik ediyoruz. Yağmurda şarkı söyleyerek  bitiriyoruz bu çok iyi organize edilmiş turu. Oğlum, kuzum yine ne çok şey öğreniyor bisiklet üzerinde. Frig,  Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yapmış bu topraklarda geriye kalan izlere biz de bisikletlerimizle hissederek tanıklık ediyoruz. Doğanın karşı konulmaz gücüyle oluşan kayalar ne çok kişiye ev sahipliği yapmış meğer.

Siz de pedal çevirmek isterseniz, gecikmeden bu yıl ki Frig Vadileri Bisiklet Turu’na ya da Frig Ultra’ya  kaydolun derim. Yaşayın ve hissedin tüm o toprakların destansı güzelliğini.

Rota ile ilgili farklı alternatifleri de bulabileceğiniz wikiloc ‘a ve birlikte pedallamaktan  keyif aldığımız Hürriyet Seyahat yazarlarından Serkan Ocak’ın yazısına da göz atabilirsiniz. Rüzgar arkanızdan essin. Keyfiniz bol olsun.

Yorumunuzu yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir