İznik Çevresi Gezi Rehberi

İznik’in tanıtımı ile ilgili  ulusal kanallardan tutun da, gönüllülük gerektiren pek çok alanda  rol aldık bu yıla kadar. Su sporları,bisiklet, el sanatları, zeytin, tarih dedik durduk. Bir nevi “İznik’in Delisi”olduk. Küçük kasabam yaptığımız etkinliklerle,  misafir ettiğimiz değerli blogger arkadaşlarımızın  paylaşımlarıyla, gelip gezen ve ballandıra ballandıra anlatan pek çok ziyaretçinin katkısıyla  daha çok bilinir duyulur oldu.  Haliyle bize gelen İznik soruları da artış gösterdi. Nerede kalalım, kamp için neresi uygun, çocukla nereleri gezelim, zeytinyağı nerede soğuk sıkım, yürüyüş ve bisiklet için hangi rotayı kullanalım, kanoyu nereden kiralayalım,  çini deneyimi için neresini tavsiye edersiniz, gibi pek çok soru alıyoruz. İznik konulu bir seri  yazma gerekliği de böylelikle doğmuş oldu. Gereklilik dedim çünkü henüz geçtiğimiz yıl yaptığımız bisiklet turumuz ile ilgili kalem oynatmış değiliz.

İstanbul’dan ya da yakın şehirlerden kaçtıysanız işte size çocuklarınızla birlikte yapabileceğiniz nefis bir gezi. Kasabamızın tarihi mekanlarını, surlarını, ve çini çarşısını gezip sahilde de kahvenizi içtikten sonra bisikletinizle ya da aracınızla yola çıkın. Rotamız; Elbeyli, Gürmüzlü, Çandarlı ve Kırıntı. Toplamda 40 km olan bu yolda kendinizden geçeceksiniz söyleyeyim. Aracım da, bisikletim de yok sırt çantamı kapıp geldim diyenler İznik merkezden saat başı kalkan Elbeyli dolmuşlarını kullanabilirler. Diğer köylere gitmek için ise, geçen araçlara el kaldırmak yeterli olacaktır.

 Orhangazi Yalova yönünden gelirken İznik’e  girdiğiniz anda sağa kıvrılan bir yol üzerinde göreceğiniz Elbeyli tabelası ile başlayacak maceranız. İznik’e 8 km uzaklıktaki Elbeyli yolu üzerinde  kiraz, erik ve zeytin ağaçlarının arasından ilerleyeceksiniz. Kiraz zamanıysa merdiven kurulu bir ağaca çıkıp belki toplamalarına yardım etmek isteyebilirsiniz.

Elbeyli Kasabası’nın içinden geçip tepelere doğru devam edin. Tepelere tırmandıkça İznik Gölü ardınızdan nefis manzarasıyla size eşlik edecek. Manzaraya karşı biraz mola vermek isterseniz, hemen yapın.

Gün batımını bir de  Elbeyli tepesinden seyredin.

Yolunuz Gürmüzlü Köyü’nden geçecek.Mavi badanalı evin önünde durmadan, duvarlarına dokunmadan geçmek olmaz. Köy kahvesinde köyle ilgili merak ettiğiniz her şeyi sorabilirsiniz. Kerpiç evlerin pek çoğu bakımsız olsa da yıllara meydan okurcasına ayaktalar hala. Evlerinin önünü çalı süpürgesiyle süpüren yetmişlik teyzeler ise bakılmaya doyulmayan cinsten.

Gürmüzlü Köyü’nden sonra geçeceğiniz köprü üzerinde uzun bir mola verin hatta derenin kıyısındaki patikadan çam ve meşelerin gölgesinde ilerleyin. Hangi sesler eşlik edecek size iyi dinleyin. Dere kenarında verdiğiniz molanın ardından çocukların kıyafetlerini değiştirmek gerekebilir elbette.

Dağların arasından Çandarlı’ya doğru devam ettikçe yolunuzu meralarda dolanan keçileri, koyunları ve inekleri bekleyen çoban çocuklar karşılayacak. Sonsuz maviliğin altında, zaman kavramını gün batımıyla sınırlandıran ve tek başına dolaşmaktan korkmayan çoban çocuklar. Yetişecek kursları ya da otobüsleri olmayan çocuklar.

    Sağda oturan ilkokul çağlarında iki kız çocuğu, hem evcilik oynuyor hem de inek otlatıyor.

Çandarlı Köyü tabelasını geçince, rüzgarla birlikte size salam veren çam ağaçlarının altındaki çeşme ile karşılaşacaksınız. Ardından düzlükte rengarenk dizilmiş köy evleri karşılayacak seni. Arabandan inmezsen olmaz, bisikletle geldiysen zaten tadından yenmez. Sokak aralarında, çoban köpeklerinin seni tanımalarına fırsat vererek sakince dolan. Bak bakalım yaşanır mı buralarda?

Kıyas yap, kendince konforu sorgula ya da sorgulama sadece bak gitsin.

Koşturmadan sakince yine düş yollara Kırıntı’ya doğru. En keyifli yerindesin yolun çünkü.

Meşelerin, çamların arasından Karadeniz’de mi, Alpler’de mi olduğunu çözemeden ilerle ve önüne çıkabilecek atlara dikkat et. Öylece otlayan, koşan atları ve yüzlerce yıllık ahşap Gürcü evlerini görmeye başlayınca anla ki köye yaklaşıyorsun. Biz, oğlakların analarına seslenip boyunlarındaki çanlarıyla seke seke emmeye koştukları zamanda oralardaydık. Zaman kavramını unutup dakikalarca mıhlandık karşılarında.

Hele köy mezarlığının yanındaki ak sakallı çoban amca ile muhabbet ömre bedeldi. Köyün neyini sevdiniz, dedi bize. “Havasını, suyunu, kurdunu, kuşunu, yabancıya gülerek selam veren insan gibi insanını sevdik,  amcam.” Gerilerede kalan 12 yaşındaki torununu bekliyordu. Ayaküstü sohbetin ardından tanış olduk amcayla. Rahmetli babacığımdan aldığı 11 beygirlik pancar su motorunu hala kullandığını ve onun için de dua ettiğini deyiverince, neden burada olduğumun sebebini anladım ben. Siz de nasiplenirsiniz umarım geldiğiniz bu yerlerden.

Kırıntı Köyü 90 hane iken göç sebebiyle 35 haneye düşmüş ancak son iki yıldır yeniden 50 haneye yükselmiş. Hayvancılık ile geçinen köylü son yıllarda arazi şatışlarından da epeyce para kazanır olmuş. Karadeniz’de görülen ahşap Gürcü mimarisinde yapılmış evlerin bazıları hala kullanılıyor. Belki birinin kapısını çalıp bir bardak çay bile içebilirsiniz.

Köyün hemen girişinde küçük bir tabela gözünüze çarpacak. “Acar Su Değirmeni” ne giden yolu takip edin ve küçücük bir dereden gelen su ile dönen değirmenin çarkları arasında parçalanan buğdayın anlattıklarını dinleyin. İşte, çadır kuracağınız yeri de buldunuz.

Su değirmeni.

 Borularla gelen su, değirmenin altından geçip yoluna devem ediyor.

*

Durmayın, yola çıkın ya da yoldan çıkın.

İznik-Elbeyli=8km

İznik- Çandarlı Köyü=25km

İznik -Kırıntı Köyü=40km

Daha önce yazdığımız “Baba- Oğul İznik” yazımıza da göz atabilirsiniz.

 

2 Yorum
  1. Mustafa 47 sene ago
    • Anne Gezgin 47 sene ago

Yorumunuzu yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir