Saklı Cennet Düzce



Hafta sonunu bile beklemeden cuma günü evi terkeyleyip kaçarcasına geldik Düzce’ye.
Şehre yaklaştıkça iklimin, coğrafyanın hızla değiştiğini ve aslında tam olarak Karadeniz’e geldiğimizi anladık. Tepelerdeki gürgen, meşe, kestane ağaçlarının şarkısı çalınıyor kulaklarımıza. Bu manzaraya doya doya bakmak lazım. Fakat karnımız açıktı, açık hava acıktırıyor, daha fazla dayanamıyoruz ve ilk molamızı Düzce’ye 20 kilometre mesafede Melen Gölü yakınlarındaki “Bibi’nin Yeri’nde veriyoruz.


Semaverde çayı, fırından yeni çıkmış ekmeği, gözleme, ezme ve köye ait pek çok lezzeti huzur dolu bir ortamda sunan bir mekan burası. Tibet Çınar taze tereyağı ve balı sıcak ekmeğin üzerine sürmelere doyamıyor. Manzarayı izleyip, çevredeki kuşları dinliyor ve kahvaltının verdiği enerji ile yola düşüyoruz.


Adres : 81800 Hamamüstü Köyü / Gölyaka / Düzce
TEl : 0 90 380 713 34 29

Güzeldere Şelalesi oluyor ikinci durağımız. 130 metre yükseklikten akan suyun sesine yaklaştıkça yanınızdaki kişiyi duymakta zorlanmaya başlıyorsunuz. Çok güzel bir rota hazırlanmış şelaleye yaklaşmak için.




Düzce’ye 18 kilometre uzaklıktaki bu şelalenin bulunduğu tabiat parkı alanında bir başka sürprizle de karşılaşıyoruz. Park girişine yapılan minik bir Hobbit evi.
Henüz tam olarak tamamlanmamış olsa da, bu bölgede yapılacak projenin başlangıcı olması bizi çok mutlu ediyor. Bir sonraki sefer neşeli birer Hobbit ailesi olmaya gönüllüyüz bu evde:)) Sonbaharda kestane ağaçları arasında dolanan bir Hobbit ailesi kulağa çok güzel geliyor.




Bu hayalin yüzümüzde bıraktığı gülümseme ile Efteni Gölü’ne varıyoruz. Güzeldere Şelalesi’ne sadece 10 kilometre uzaklıkta, 150 tür kuşa ev sahipliği yapan, göçmen kuşların dinlendiği bir yolgeçenhanı aslında Efteni Gölü. Yüzeyi nilüferler, sazlarla kaplı ve etrafı ise süsenler, düğün çiçekleri, salkım salkım söğütler ile bezenmiş. Gölün içindeymiş gibi hissettiren seyir terası ve gölü panoramik olarak tepeden izleyebileceğiniz gözlem kulesi sayesinde izlemeye doyum olmayan bir manzara. İsmini güzeller güzeli Bizans prensesi Eftelya dan almasına şaşırmamalı.

Güzeldere Şelalesi ve Efteni Gölü‘nde suya girmekten zor zar vazgeçirdimiz Tibet Çınar için bol sulu bir etkinlik olarak bu sefer rafting yapmaya gidiyoruz. Nisan ayında rafting macerası deneyeceğiz Melen Çayı’nda. Melen Nehri kıyısındaki Nehir Evi Rafting’e ulaşıyoruz.

Nehrin kıyısına kurulu ahşap tesiste önce gözlemlerimizi yiyoruz ardındanda üzerimizi değiştirip kısa bir brifingin ardından botları suya salıyoruz. Nehrin soğuk sularına düşen Soner nehrin soğukluğunu da bota çıkana kadar test ediyor. Bot ekibimizde “Harbi Yiyorum” ailesinin küçük oğlu Ali Burak da var. Tibet Çınar’la karşılıklı kürek çekiyorlar. Diğer botla yarışıp geçerken, dalgalardan aşan köpükler bota dolduğunda ve diğer botla yaptığımız su savaşında özellikle çocuklar çok zevkli hatıralar biriktiriyorlar. Keyifli saatlerin ardından üstümüzü değiştirip gece konaklayacağınız tesiste doğru yola koyuluyoruz.



www.düzcerafting.com 0 90 380 742 61 61
Nehirevi Rafting de sabah kahvaltısı, 12 km rafting ve öğlen yemeği kişi başı 120 tl


Bol bol enerji harcadık, ıslandık ve acıktık. Sokaklarında çocukların özgürce bisiklete bindiği, oynadığı, ineklerin çanlarını sallaya sallaya dolandığı, yemyeşil meralardan geçip Aydınpınar Köyü’ndeki Kaplanoğlu Alabalık Tesisi’ne varıyoruz. Bisikletlerimiz arabanın arkasında iyice huzursuzlanıyorlar. Köylerden geçerken “Döndürün tekerlekleri haydi.” diye sesleniyorlar sanki. Sabah için söz veriyoruz kendilerine. Akşam yemeğimizi Taç Tarım Çiftliği’nde yıldızların altında bahçede yedikten sonra Düzce’ye şehri gece keşfetmeye çıkıyoruz.

Taç Tarım Çiftliği çocuklu aileler için çok eğlenceli. Ali Baba’nın Çiftliği’ndeki gibi koyunlar, atlar, tavuklar, inekler ve kocaman bir arazi. En doğalından ürünleri satın almak da mümkün . Gölormanı Köyü Yolu,  Gölormanı Köyü/Düzce Merkez Tel:0 380 532 40 41

Kandil gecesi Düzce Belediyesi’nin meydanda dağıttığı lokmalardan da nasipleniyoruz. Merkez Cami ve Cumhuriyet Meydanı’nın bulunduğu caddede ilerleyip Hanzade Baklava’da tatlı molası veriyoruz.

İnci baklavası, cevizli baklava ve daha pek çok lezzetin yanında doğal sahlep de yapıyorlar. Burada sabahlamamak için kendimizi zor tutuyoruz.

Hanzade Baklava:Kültür Mahallesi, No: Rasim Betir Paşa Blv. No:42, Düzce Merkez

Telefon: +90 384 543 46 46

Kaplanoğlu Alabalık Tesisi’nde bahçede şırıl şırıl akan suyun sesi ninni gibi geliyor insana. Bugün dolu dolu geçti, koca koca tomruklardan inşa edilmiş ahşap odamızda uykuya dalıyoruz.

Sabah için saat kurmaya gerek yok, günü kuş sesleriyle karşılamak için penceremizi aralık bırakmayı unutmuyoruz. Sabah arka bahçedeki pencereden içeri süzülen ışık, kuş sesleri, tertemiz hava ile erkenden uyarıyoruz. Dışarısı sisle kaplı, hemen bisikletleri hazırlayıp kahvaltıdan önce nefis bir tur atıyoruz.

Fındık bahçeleri, kavak ve kestane ağaçları ile süslenmiş patikalarda yeni günü karşılıyoruz. Bu bölgede sadece trekking ve bisiklet kullanmak için bile haftalar geçirmek mümkün.



  Kaplanoğlu Alabalık Tesisi:Aydınpınar Köyü/Düzce Telefon: +90 380 531 34 99

Kahvaltı için döndüğümüz Kaplanoğlu Alabalık Tesisi’nde, Düzce Valisi Sayın Zülkif Dağlı ve Düzce Belediye Başkanı Dursun Ay ile alternatif doğa turizmi, agroturizm ve sürdürülebilirlik ile ilgili sohbet eşliğinde yöreye ait nefis kahvaltılıklar ile günün enerjisini depolayıp tekrar Saklı Cennet Düzce için yola düşüyoruz.

Sayın Dursun Ay

Sayın Zülkif Dağlı

Saklı cennet Düzce’yi gezmek için erkenden harekete geçiyor ve cumartesi gününe Aydınpınar Şelalesi ile başlıyoruz. Düzce Merkez’e 10 kilometre mesafede ahşap yürüyüş parkurları ile ulaşılan şelale Doğa fotoğrafçıları için harika kareler içeriyor. Bu civarda her seviyeye uygun yürüyüş rotaları da  mevcut. Birkaç günlük olarak  planlanan bir turun ardından Aydınpınar Şelalesi girişindeki alanda çadır kurabilir yakınındaki Aydınpınar Barajı çevresindeki köyleri  yürüyüş rotanıza  ekleyebilirsiniz.

Köy evlerinin güzelliğine kapılıp hayllere dalmamak elde değil:)
Bir sonraki durağımız Samandere Şelalesi. Samandere Şelalesi yakınındaki Belediye sosyal tesisinin zengin menüsünden özellikle ısırgan çorbası, saç kavurmayı ve diğer enfes tatları deneyimlemeyi ihmal etmeyin.

Samandere Şelalesi Düzce’ye 25 kilometre uzaklıktadır. Ağaçların arasından çağlayarak akan sular, kayalıklara çarpa çarpa onları zımpara gibi oymuş ve “Dev kazanı” denilen dev çukurları oluşturmuş.

 

Konaklamak için birkaç tesisinde yer aldığı bu bölgede kamp kuracağınız harika manzaralı yerler de mevcut. Gözlerimizi kapatıp su ile akıp gittiğimizi düşündükçe şifa oldu bize buradaki huzur.
Şelale gezimizin ardından Düzce merkeze geldik ve bir kadın girişimci olan Halime hanımın işlettiği nefis çilekleri tatmak için Beyköy Halime Zengin çilek serasına yolumuz düştü.Baştan sona harika bir kadın çifçi girişimcilik hikayesi yazılmış burada.

Ağzımızdaki çilek tadı ile Akçakoca’ya varıyoruz ve Karadeniz’in mavisi ile buluşuyoruz. İlk durak merkeze 3 kilometre uzaklıktaki Ceneviz Kalesi 2013 yılında Unesco’nun Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dahil edilen bu eserin yanındaki Ceneviz Plajı ise mavi bayraklı plajlardan biri.

Akçakoca sahilde dalgaların sesi ile çayımızı yudumlayıp yarın ki rotayı planlıyoruz ardından dinlenmek için otelimize çekiliyoruz.

Sabah erkenden yola çıkıyoruz, görülecek çok yer var Akçakoca’da. Eski şehrin Yukarı Mahalle olarak bilinen kısmındaki  yöresel pazara gidiyoruz.

Kahvaltı için yine aynı pazar sokağındaki Gizli Bahçem İkbal’in Sofrası’nda Sündüz hanımın hazırladığı yöresel kahvaltı, pancar böreği, kuymak ve ardından da melengüç çiceği tatlısı ile günün enerjisini depolamış oluyoruz.


Melengüççeği tatlısı kavrulmuş kaymak ve cevizle yapılan bir çeşit hamur tatlısı. Yemelere doymuyoruz. “Kadınlar Pazarı” rengarenk pazenleri ile tezgahlarının başına oturmuş genellikle bayan satıcıların olduğu, taze ekmek, keş çeşitli tohumlar ve taze sebzelerle bezenmiş sergilerden ve şirin kafeler ile süslenmiş bir kaç sokaktan oluşuyor.Biz de filizlendirip  tüketmek için buradan yerli tohumlar alıyoruz.

 

Tuğla arası tekniğiyle yapılmış tarihi Akçakoca evlerinin arasından Rıfat Ilgaz’ın iki yıl öğretmenlik yaptığı Orhan Gazi İlkokulu’na varıyoruz. Rehberimiz “Düdük Necmi” karakterinin bu bölge insanının özelliklerini yansıtıyor olabileceğini ve Rıfat Ilgaz’ın öğretmenlik yaptığı yerlerden karakter örnekleri topladığını anlatıyor. Hababam Sınıfı’nın haşarı öğrencileri gibi koşturuyor bizim kuzuları etrafta.

Akçakoca’ya veda edip fındık bahçelerinin arasından Hemşin Köyü’ne tırmanıyoruz. Çantı tarzı, yani çivi kullanılmadan yapılan Hemşin Cami (1877 )bahçesine girince bir vahada buluyoruz kendimizi. Rengarenk çiçekler ve özellikle seçilip dikilmiş onlarca çeşit meyve ağacı ile dolu bir camii bahçesi burası.

Bu güzelliklerin arasında ahşap ve taş işçiliğinin nefis örneklerinden biri olan cami yükseliyor. Bahçesinde bir kuruluk altında geçmişte kullanılan tarım araçlarının, antika eşyaların yer aldığı bir de küçük şirin müze denemesi başlamış. Emek veren köylülerin ve muhtarın yüreğine sağlık deyip Fakıllı Mağarası‘na doğru yol alıyoruz.



1. derece sit alanı olan 1017 metre uzunluğundaki mağaranın 350 metresi yürüyerek gezilebiliyor. Mağaranın içinde küçük bir tavşan gibi zıplayan kuzumu yakalamak pek kolay olmuyor. Gözlerini açarak izlediği bu yerler ona coğrafya, yeraltı suları gibi konularda okulda öğrenemeyeceği bilgiler sunuyor. Bilgiyi kaynağından öğreniyor. Mağaradan çıkası gelmiyor o yüzden, sonunda mağara çıkışındaki piknik alanında büyük bir Çınar’ın altında kurulmuş uzun salıncakta sallanma teklifi ile dışarı çıkartıyoruz. Yine gezdik dolaştık acıktık. Acıkan karnımızın sesini Akçakoca Hamsi Restoran‘da nefis deniz balıkları ile sustururuz. Balığın yanına Hanife’nin Yeri’nden gelen el yapımı üzeri ceviz ve tartı kaplı makarna eşlik ediyor.  Bu makarnanın adı “kaşık makarnası

 

Dik yarlardan oluşan sahile inip deniz ve dalgalar ile vedalaşıp evimize doğru yola koyuluyoruz.


Düzce Belediyesi’nin davetlisi olarak gerçekleştirdiğimiz bu gezide bize eşlik eden başkanının eşi Nursel Hanım, kent konseyinden Ezgi Hanım ve Düzce gönüllüsü Nurullah beye teşekkür ederiz.
4 – 5 – 6 Mayıs 2018 tarihlerinde yapılacak Düzce Ot Festivali, hem Saklı Cennet Düzce‘yi gezip hem de bu bölgedeki şifalı otları öğrenmek için bulunmaz fırsat.



Biz birisini öğrendik bile ismi “kaldirik.” 🙂

Düzce ile ilgili paylaşımlarımıza #saklıcennetdüzce hastagi ile ulaşabilirsiniz.  

4 Yorum
  1. Berna uncu 48 sene ago
    • Anne Gezgin 48 sene ago
  2. Duzceli 48 sene ago
    • Anne Gezgin 48 sene ago

Yorumunuzu yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir